Sessiz Çığlıkları Duyup, Ses olmaya var mısınız?

Hürriyet, eşitlik, güvenlik, vücut bütünlüğü, ve insan onuruna ilişkin temel hak ve

ilkelerin kadınlara evrensel ölçekte uygulanmasına acilen ihtiyaç var.

Tüm dünyada insanlığın bir virüs gibi muzdarip olduğu toplumsal cinsiyet

eşitsizliği, malesef Türkiye´de farklı bir düzeye ulaşmış durumda.

Türkiye´de kadınlar, haklarının sistematik düzeyde her gün ihlal edildiği, yaşam

tarzlarına müdahale edilen, özgürlüklerinin doğrudan veya dolaylı kısıtlandığı bir

hayat yaşamak zorundalar.

Kadına Yönelik Şiddet, Türkiye´nin acı gerçeğidir.

Türkiye´de, 2019 yılında 479 Kadın öldürüldü.

Türkiye´de yaşayan 15 Milyon 740 bin kadın, yani kadın nüfusunun %36´i fiziksel

şiddete maruz kalıyor. Üstelik bu rakam sadece yetkililere bildirilen vakaları

içeriyor. Sesini hiç bir şekilde duyuramayan, buna cesaret dahi edemeyen

kadınların sayısı ise meçhul.

2016 yılından itibarense, Kadına karşı şiddet bambaşka bir boyut ve benzeri

görülmemiş bir düzeye ulaşmış durumda:

İçinde yaşadıkları topluma, tamamen meşru yöntemlerle hizmet götürmek için

çaba gösteren kadınlar, sistematik bir zulüm ve acımasız bir şiddetle karşı

karşıya. Hayal gücünü zorlayan suçlamalarla kadınlar kapsamlı bir cadı avına

tabi tutulmakta, suç olmayan şeyler geriye dönük olarak suç haline getirilmekte

ve bağımsızlığını çoktan kaybetmiş mahkemelerin insafına birakilmaktadirlar.

Ders anlatmak, kermes düzenlemek, legal bir bankada hesabı olmak yahut da

legal bir derneğe üye olmak gibi faaliyetler, akıl almaz bir biçimde terörle

iliskilendirilmekte ve bu kadınlar, Erdoğan rejiminin partizanca kullandığı kolluk

kuvvetleriyle benzersiz bir zulme maruz birakilmaktadirlar. Kelepçeli doğum,

doğumhanede gözaltı, yaşamsal ilaçların sağlanmaması gibi uygulamalar

neticesinde Türkiye´de 746 kadın, 6 yaşından küçük çocuklarıyla, insan onuruna

uygun olmayan şartlarda hapishanede tutulmaktadır.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü

Kamuoyu Bildirisi

Bu şiddetin kurucusu ve uygulayıcısı olan Erdoğan rejimini kınıyoruz!

“Kadın-erkek eşitliği fıtrata ters” diyen Cumhurbaşkanı Erdogan´a, fetvalarıyla

kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddeti meşrulaştıran Diyanet´e, ,,Kadına

Yönelik şiddet yok ,algida seçicilik var“ diyen bakanlara ve olan biten şeyler

karşısında harekete geçmeyen yetkililere, boşanmak istediği için vahşice

dövülerek öldürülen, tecavüze uğrayan ve hakkını arayamadigi için intihar

eden, iş yerinde istismara uğradığı için işsiz kalmak durumunda kalan kadınlar

konusunda suçları, ihmalleri ve sorumlulukları olduğunu hatırlatıyoruz.

Yine, doğum yaptıktan hemen sonra tekrar hapse atılan, Erdoğan rejiminden

kaçarak yaşama tutunmaya çalışırken Ege´de, Meric´te hayatını kaybeden,

evladını kaybeden, işkenceye dayanamadığı için kalbi duran, hayatları çalınan

kadınlar konusunda da sözkonusu kişilerin suçları, ihmalleri ve sorumlulukları

olduğunu hatırlatıyoruz.

Eleştiri ve muhalefet demokrasilerde en temel haklardandir. Ancak bu şekilde

iktidarlar hesap verir hale getirilir. Bunun bedeli hapis, işkence, sürgün ve açlığa

mahkum edilme olamaz. Eğer bunlar varsa, o rejim demokrasi olamaz.

Tartışmasız, Erdoğan rejiminde, mutlak güç mutlak yozlaşma getirmiştir ve bu

yozlaşma kendisinin en çirkin halini, kadina yönelik uygulamarda göstermiştir.

Biz buradayız!

Hürriyet, eşitlik, güvenlik, vücut bütünlüğü ve insan onuruna ilişkin temel hak ve

ilkeler evrensel normlarda uygulanana kadar, kadını aşağılayan zorba iktidar

dilinin ortadan kalktığını görene kadar, tamamen meşru faaliyetlerinden dolayı,

suç uydurularak hakları elinden alınan kadınların, mağduriyeti bitene

kadar,daha eşit, daha adil bir dünyanın inşa edildiğini görene kadar, biz

buradayız!

Bu sessiz cigliklarin duyulup, gereken aksiyon alınana kadar biz buradayız!

Leave a Reply

UP